YORA
17 Mayıs’ta Ghetto’da kaçırılmayacak albüm lansman konseri ve kalbimizde ayrı yeri olan YORA‘yı, Akif Ercihan Yerlioğlu, Uygar Çehreli, Büşra Yalçınöz, Burak Özkök, Fundagül İnce, Emir Erünsal ve Ozan Tekin oluşturuyor. Gitar/vokal’de Akif Ercihan Yerlioğlu ile mini bir röportaj yaptık.
17 Mayıs konseri için ayrıntılı bilgi için facebook sayfasından ulaşabilirsiniz.
YORA’ya dair herşey için; yoraistanbul.tumblr.com
Kısaca YORA’dan bahseder misin?
YORA, 2003’te Uygar’la (Çehreli) başlangıç adımlarını attığımız, sonradan genişleyip yedi kişilik bir gruba evrilen bir macera. Uygar’la liseden tanışıyoruz. Gitar çalmayı ufak ufak kotarmaya başladığımız zamandan itibaren karşılıklı paylaşımlarla onları beste haline sokma gayretine girmişizdir. Daha sonraları, diğer enstrümanların da eklenmesiyle grup müziğinin farklı tatlarına sahip olduk. Üyelerde değişiklikler oldu ama son haliyle benim dışımda, gitarda Uygar, bas gitarda Büşra Yalçınöz, davulda Burak Özkök, geri vokalde Fundagül İnce, tuşlu çalgılar ve geri vokalde Ozan Tekin ve saksafonda Emir Erünsal var.
İki EP yayınladık daha önce: “Karşılaşma” ve “Bugün”. En sonunda ilk stüdyo albümümüz “Gün Sözleri” de bu ay içinde müzik marketlerde olacak.
YORA hangi yönünü yansıtıyor, ortaya çıkarıyor?
Birlikte yapılan müzikten tutun da müziğimizi yansıtan bir konser afişinin, posterin oluşturulmasına kadar sıfırdan üretilen, paylaşarak yapılan bir işin parçası olmak çok iyi hissettiriyor. Kontrollü bir narsizm gibi sanki, egoyu kontrollü bir şekilde besliyor… Biraz bu yanımı yansıtıyor sanırım YORA’da olmak.
Şu anda belli olan konser tarihleriniz hangileri?
17 Mayıs’ta ilk stüdyo albümümüz “Gün Sözleri”nin lansmanı olacak. Yakındaki ilk konser Ghetto’da 21:30’da başlayacak olan bu lansman konseri. Henüz netleştirmediğimiz birkaç konser daha var. 22 Haziran’da Peyote’de sahne alacağız, en belirgin olan tarih…
YORA için gelecekte neler hayal ediyorsun?
Sürekli yeni şeyler deneyen bir müzik çizgisi ve farklı müzisyenlerle ortak çalışmalar.
Müzik ile uğraşmaya ne zaman, nasıl başladın?
Müzik dinleyicisi olarak benim için yoğun bir çeşitliliğin başladığı dönem ortaokul dönemimdir. Lisede gitarla haşır neşir oldukça da üretim tarafına geçtim yavaş yavaş. Zaman içinde üretken müzisyenlerin hem dostluğundan, hem deneyimlerinden çok şey öğrendim, diyebilirim.
Grupça yaşadığınız bir anıyı dinleyebilir miyiz?
Aklıma ilk gelen şeyi anlatayım. Bir yardım konserinde çalacaktık. Gece boyunca birçok farklı sanatçı sahne alacaktı. Ufak bir tiyatro sahnesinde mütevazi bir etkinlikti. Sakin grubu ve biz de gecenin sonuna kalmıştık. Onlar da biz de çabucak çalıp gitme derdindeydik. Seyirci giderek azalıyordu. O aralar çok tanışmıyorduk, biraz gerginlik bile olmuştu. :) “Hayır abi, sonuncu sizsiniz” diye karşılıklı çekişmiştik. Şimdilerde kendilerini çok severiz.
Kimlerden ilham alıyorsun:
Aslında ilham kaynakları çok çeşitli, zaten bunu bir havuz gibi görmek daha yerinde olur herhalde. Farklı mecraların akıp birleştiği ve çoğu zaman bilinç dışı bir yerden sizi besleyen bir havuz. Edebiyat, sinema, etrafınızda olup bitenler ve tabi müzik… Müzikten bahsedecek olursak, Sufjan Stevens, Radiohead, Jaga Jazzist, David Sylvian, Phoenix, Fleet Foxes, Metronomy, Bloc Party, Erkan Oğur, Timur Selçuk geliyor aklıma.
Kiminle beraber aynı sahnede olmak istersin?
Sufjan Stevens, Erkan Oğur.
Ölmeden önce yapılması gerekenlerden biri:
Live Aid’de sahne almak.
Bu aralar seni en mutlu eden şey nedir?
Sevdiğim insanla içinde bulunduğum anı hissetmek ve şükretmek.
Bu aralar canını en çok sıkan nedir?
Birçok şeyin mantık silsilesinde işlememesi.
Bunu okuyanlara ne söylemek istersin?
Bahar geldi.